Moskova’da Gezilecek Yerler

Aziz Vasili

İş bahane, maksat gezelim görelim dedik ve geldik Moskova’ya.. Fuar için geldiğimiz ama altını üstüne getirerek birçok yerini gezme imkanı bulduğumuz Moskova için ilk izlenimim biraz kaotik bir şehir olması. Kiril alfabesi hiç bilmiyorsanız zorlanacağınız bir şehir. Nadir olarak İngilizce açıklama bulabiliyorsunuz. Metroda, restoranlarda, marketlerde genellikle İngilizce hiç bir yazı yok, ve üstüne ruslar kesinlikle İngilizce konuşmaktan hoşlanmıyorlar, bilmeyeni ve konuşamayanı var ama bir de bilip de konuşmayanı çok..Bu sebeple şehrin içine girmek, anlayabilmek, yaşayabilmek biraz zor. Özellikle restoranların çoğunda İngilizce menü yok ve bu biraz can sıkıcı. Çevrede gezinirken birçok turist görüyorsunuz dünyanın birçok yerinden ama buna rağmen İngilizce hiçbir bilginin olmaması ‘bu kadar da milliyetçi olunmaz yahu’ dedirtti bana, adamlar sallamıyor yani. Ancak ilginç şekilde, özellikle Arbat bölgesinde gezinirken, hediyelik eşya satan dükkanlarda Türkçeyi gayet iyi bilen çalışanlarla da karşılaşabiliyorsunuz. Nerden öğrendiklerini sorduğumuzda birçok Türk arkadaşları olduğunu onlar sayesinde öğrendiklerini söylediler. İngilizce konuşanı bulamayıp, Türkçeyi bu kadar güzel konuşan insanlara karşılaşınca Türklerin her yerde olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz :)
Neyse THY ile Ankara’dan direk uçuş ile Moskova Vnukkova hava alanına doğru yola çıktık. Normalde 2 saat 25 dk. sürecek yolculuğumuz THY’nin 2 saat rötarı sayesinde biraz uzadı. Moskova’ya vardığımızda ilk iş information desk’den haritamızı almak ve şehir merkezine ulaşımı sağlayan aeroexpress trenlerinin yerini sormak oldu. Yarı İngilizce yarı Rusça iletişim kurmaya çalıştığımız vatandaş, haritamızı verdikten sonra otelimizin adresine bakıp ineceğimiz durakları işaretledi. Fakat şehir merkezine ulaştıktan sonra metro ile ineceğimiz durak konusunda bizi yanlış yönlendirdi . Neyse ki ben dersimi biraz çalışmıştım ve otelin yakınındaki bölgeleri biraz öğrenmiştim, yoksa baya farklı bir yerde inip uğraşacaktık. Vnukova Havaalanından aeroexpresle şehir merkezine ulaşım kişi başı 470 ruble ve yaklaşık 35 dk. sürüyor. Havaalanından çıkmadan direk bir alt kata inerek aeroexpress’in kalktığı yere ulaşabiliyorsunuz. Bir de döviz bozdurmak isterseniz havaalanında banka var kolayca ordan ruble’lerinizi alabilirsiniz.
 
Aeroexpress biletlerinizi trenin kalktığı yerlerdeki otomatlardan sıra beklemeden alabilirsiniz. Nakit para veya kredi kartıyla ödeme yapmak mümkün. Aeroexpress’e bindiğinizde 35 dk sonra ulaşacağınız durak Kiyevskaya. Burdan dışarı çıktığınzda direk yan taraftaki şehrin en önemli ulaşım kaynağı olan metro binasını göreceksiniz. Metro için bir adet bir kişilik bilet 50 ruble. 3, 4 günlük bir gezi planlıyorsanız 11’lik bilet almanız daha hesaplı oluyor. Aktarmalar için ekstra kart basmanız gerekmiyor. Metro gerçekten çok kullanışlı, çok sık geliyor ve hızlı ulaşım sağlıyor. Ama metroya indiğiniz anda Latin alfabesi bitiyor:) Bildiğiniz harfleri, çağrışımları unutun buradan itibaren bambaşka bir dünya başlıyor. Bütün durak isimleri, çıkışlar, aktarmalar herşey kiril alfabesi. Yıllar önce öğrenmeye başladığım ve sıkılarak bıraktığım Rusça’nın ekmeğini gerçekten yedim bu seyahatimizde, yoksa işimiz biraz zor olabilirdi. Eğer hiç kiril bilmiyorsanız Moskova metro hattının kiril-latin karşılıklarını gösteren güzel uygulamalar var. Telefonunuza indirmeniz de fayda var.
 
  • Vnukova Havaalanında Aeroexpress
    Vnukova Havaalanında Aeroexpress
Moskova ile ilgili bir uyarım da hava koşulları olacak. Kışın giden ve gerçekten donan arkadaşlarımız var, biz haziran başında gitmemize rağmen akşamları değişik bir ayaz ile gerçekten donduk. Şehirdeki turistler buradan belli oluyordu, biz kat kat giyinip titrerken Rus bayanları kısa şortlarının eteklerinin içinde mutlu gözüküyorlardı. Ama bu tarihlerde gidiyor olsanız da üzerinize hafif ısıtacak bir şeyler mutlaka alın.
Otel olarak Tverskaya caddesine yakın bir otel tercih ettik, geceleri yürüyerek de ulaşım sağlayabilmek için. Her yerde çok fazla korsan taksi var ve resmen yolunuzu kesiyorlar. Hem pek güvenli gelmiyor hem de nereye ne fiyata götürecekleri kesinlikle belirsiz. Binmek zorunda kalırsanız mutlaka pazarlık yapıp binin. Metro ile ulaşım zaten çok rahat ama gece 1’den sonra metro ulaşımını kullanamadığınız için geç saatlerde dışarıda vakit geçirecekseniz otelin merkezi olmasında fayda var. Ha bir de yazın Moskova’da havanın gece 10-11 civarında karardığını düşünürsek ister istemez geç saatlere kadar sokaklarda kalıyorsunuz.
Gezdiğimiz yerlerden kısaca bahsedecek olursam…

Kızıl Meydan – Красная площадь, Krasnaya Ploşçad: 

Moskova denilince ilk akla gelen yerlerden biri kızıl meydan. Bence de Moskova’daki en güzel alanlardan biri. Kremlin sarayını, Aziz Vasili Kathedralini, Lenin’in Mozolesini ve tarihi GUM alışveriş merkezini görebilirsiniz.  Meydandan Kremlin sarayının neredeyse sadece çatısını görebiliyorsunuz ama içine girip gezmeniz mümkün. Aynı şekilde ST. Basil’s katedrali de müze olarak gezilebilmekte. Kızıl meydan özellikle gece ışıl ışıl oluyor. GUM’un altındaki kafelerde oturup, çevreye bakınmak çok keyifli oluyor. Biz Bosco Cafe’yi tercih edip baya vakit geçirdik burada. Ev yapımı tiremisusu mükemmeldi. Kocaman borcamları getirip önünüzde kesip servis ediyorlar ve gerçekten çok lezzetliydi.

Bolşoy Tiyatrosu (Большой театр, Bol’shoy Teatr): 

Kızıl meydandan yürüme mesafesinde olan bu tiyatro 1800’lü yıllarda inşa edilmiş görkemli bir tiyatro.

Arbat Caddesi(Арбат):

Moskova’nın Kızıl Meydan’dan sonraki en turistik yeri diyebiliriz. Yeni ve Eski Arbat olmak üzere iki paralel cadde var. Eski Arbat araç trafiğine kapalı sağlı sollu küçük dükkanlardan oluşan bir cadde. Yeni Arbat ise araç trafiğine açık daha büyük bir cadde. Hediyelik eşyalar için fiyatlar diğer bölgelere göre biraz pahallı ama iletişim kurmanın en kolay olduğu yerlerden biriydi bence. İngilizce’nin hatta Türkçe’nin bile kullanıldığı bir bölge. Yemek alternatifleri de bulabilirsiniz.

Tverskaya Caddesi (Тверская улица): 

Upuzun sağlı sollu mağazaların, kafelerin, otellerin olduğu geniş bir cadde. Kızıl Maydan’dan başlayor. Çok sayıda gece kulübüne de ev sahipliği yapmakta. Gözlemlediğimiz kadarıyla günün her saatinde tatlı bir kalabalığı var bu caddenin.

Gorky Park:

Moskova’nın en meşhur parklarından biri. Yeşillikler arasında havuzlar çiçekler böcekler.. Soluklanmak için keyifli bir yer.
Nazım Hikmet’in mezarını ziyaret etmek isterseniz Novodeviçi Manastırı’nın yanında ki Novodeviçi Mezarlığı’na uğrayabilirsiniz.
  • Kızıl Meydan
    Kızıl Meydan
Moskova, yeme içme konusunda pek çok alternatifin yer aldığı bir şehir. Farklı Avrupa ülkelerine ait restoran zincirlerinde bile İngilizce menü veya açıklama bulamadığımız için yerel yerleri tercih edemedik. Bi Paul kafede bile derdimizi o kadar zor anlattık ki sokak aralarında gözümüze ilişen şirin yerlere acaba iletişim kurabilir miyiz stresine katlanmamak için hiç girmedik. Ama favori yerimizi de paylaşmak istiyorum. Hamburger severler mutlaka FARSH’a uğramalılar. Biz hamburgerlerini, konseptini o kadar beğendik ki bir kaç kere üst üste gittik. Küçücük bir yer ama önünde günün her saatinde kuyruk görmeniz mümkün. Menüsünde 5,6 çeşit hamburger, ufak salatalar, gazlı içecekler ve bira var. Bir de et satışın yapıldığı şarküteri kısmı var. Hamburger denince benim için ilk sırada Los Angeles’da yaşadığım zamanlarda tanıştığım In-N-Out Burger gelir ama Farsh 1.’liği zorlayabilir. Tadı hala damağımda.
Yazın uzun gündüzleriyle meşhur Moskova’yı bir de kışın ziyaret etmemiz gerekir diye düşünüyorum, karlar altında masalsı bir görüntü için. Kızıl Meydan’ın görkemli bir görüntüsü olacağına eminim. Planlarınız, yolunuz düştüyse buralara, şimdiden keyifli tatiller dilerim…
Woman!nTouch
21

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

The following two tabs change content below.

Nil

Küçük yaşlarda basketbol oynayarak başladı hayatına. Profesyonel olarak yıllarca top peşinden koştu Nil. Spor tutkusunun yanısıra kitapları, kalemleri, seyahat ettiği yerlerden biriktirdiği şeyleri her yaşına eşlik etti. Amatör olarak fotoğraf çekmekten, yeni yerler görüp yeni şeyler keşfetmekten keyif alan Nil, teknoloji ve tasarım konularına olan merakını hiç kaybetmedi. Kendini geliştirmek en büyük tutkusu. Bu aralar ise yogini olma yolunda. Lisans eğitimini Endüstri Mühendisliği bölümünde tamamladıktan sonra 1,5 yılını Amerika'da geçiren Nil, ardından Türkiye'ye dönerek İstanbul'da tanıştı kurumsal hayatla. İstanbul'da geçen 2 yılın ardından kürkçü dükkanı Ankara'ya geri döndü. "Yazılım Yönetimi" üzerine yüksek lisansını tamamlayan Nil'in en büyük hayallerinden biri teknoloji bloğu kurmak, kadın gözünden teknolojiyi kaleme alabilmekti. Ve hayalini arkadaşlarıyla paylaştığı bu bloğun fikir anası ve kurucusu..

Latest posts by Nil (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir