Masal Şehri: PRAG

Çek Cumhuriyetinin başkenti Prag, ülkenin en büyük şehri aynı zamanda. Buram buram tarih kokan, kasvetli, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biri.. Vltava Nehri kıyısına kurulmuş, eski Bohemya Krallığı’nın ve Ortaçağ’da Kutsal Roma İmparatorluğu ve Batı Avrupa’nın büyük bir kısmının hükümdarlığını yapan IV.Karl’ın başkenti olan muhteşem Prag…

IMG_9862

Çek Cumhuriyetinin para birimi çek korunası, 1 Türk Lirası yaklaşık 9 Çek korunasına, 1Euro ise 27 Çek Korunasına denk geliyor. Şehir merkezinde Euro birçok turistik mekanda kabul ediliyor ancak genel olarak yanınızda Koruna bulundurmanız gerekiyor. Seyahatimiz öncesinde yaptığımız ufak çaplı bir araştırma neticesinde öğrendiğimiz döviz bürolarının dolandırıcılığına kendimizi kaptırmamak ve düzgün çalışan bir döviz bürosu aramakla zaman kaybetmemek adına, doğrudan bankamatiklerden TL hesabımızdan para çekerek ve komisyon almadan uygun bir kur farkı ile kaldığımız otelin lobisinden Euro ile Koruna aldık.

Mayıs ayında yaptığımız Prag ziyareti için 3 gün ayırıyoruz, ki doya doya şehri gezebilelim. Havaalanına (Prag Vaclav Havel Havaalanı) indiğimizde şehir merkezine ulaşım için birkaç alternatif çıkıyor karşımıza.

Otobüs:

En ucuz ulaşım yollarından biri olan otobüs için, metro terminalleri veya havaalanında bulunan gişeden bilet almanız gerekiyor. Bilet fiyatları kullanım sürelerine göre değişiyor, örneğin 90 dakika için 40 koruna, yarım saat için 24 koruna vermeniz gerekiyor. Bu süre boyunca aynı bilet ile otobüs değiştirebilir ve metro kullanabilirsiniz. Aldığınız bileti ilk kullandığınız ulaşım aracında aktiflemeniz gerekiyor, sonrasında yeniden bilet basmanız gerekmiyor ancak yanınızda taşımanız şart. Bilet kullanıp kullanmadığınızı kontrol eden herhangi bir görevli görülmüyor etrafta, ancak aktiflenmemiş bir bilet veya süresi geçmiş bir bilet ile ulaşım araçlarını kullandığınız fark edilirse ceza yiyebiliyorsunuz. Biz en ucuz ulaşımı tercih ediyor ve 90 dakikalık biletlerimizle 119 numaralı otobüse atlıyoruz. Bu otobüsler yarım saat arayla havaalanından hareket ediyor. Ancak otobüs sizi doğrudan şehir merkezine ulaştırmıyor, son durak olan Nadrazi Veleslavin’de inmeniz ve indiğiniz noktada bulunan metro istasyonuna geçmeniz gerekiyor.Buradan sonrası ise sizin hangi lokasyona gitmek istediğinize göre tren seçimi yapmanızla devam ediyor.

Otobüs ve metro ile şehir merkezinde gitmek istediğiniz noktaya göre 40-60 dakika arasında ulaşabiliyorsunuz.

Shuttle:

Türkiye’de olduğu gibi sizi özel araç veya minibüs ile havallanından otelinize veya otelinizden havaaalanına taşıyan özel firmalar bulunuyor. Fiyatları kişi sayınıza göre değişmekle birlikte 2 kişi ortalama 450-600 koruna arasında değişiyor. Prague Airport Shuttle,  7 Days Airport Transfers, Orange Transfers shuttle hizmeti veren birkaç firma..

Minibus Cedaz:

Yarım saatte bir kalkan bu minibüsler ile şehir merkezine ulaşım kişi başı 150 koruna. Havaalanında gelen yolcu kapısında bekleyen bu minibüsler de şehir merkezine ulaşım için uygun fiyatlı alternatiflerden biri. Kalkış saatlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Airport Express:

Sabah saat 5’ten akşam 10’a kadar hizmet veren bu otobüsler sizi Prag Tren İstasyonuna (Praha Hlavní Nádraží) kadar götürüyor. Tren istasyonu da en büyük meydanlardan biri olan Wenceslas Meydanı’na (Vaclavske Namesti)’na oldukça yakın. Oteliniz bu civarlarda ise 60 korunaya bu otobüsleri de kullanabilirsiniz.

Araba kiralama opsiyonunuz da var ancak şehir merkezinde hiç bir şekilde araç kullanmanıza gerek kalmayacak, zaten merkeze indiğiniz de ne kadar az araç olduğunu göreceksiniz. Ben tercih etmeyin derim.

pragharitasıpetrahaemmerleinova

Prag’da gezilecek yerlerin hepsi birbirine çok yakın. Zaten şehir merkezi bir uçtan bir uca yarım saatte yürünebiliyor. Prag bölgelere ayrılmış: Praha 1, Praha 2, Praha 3..Praha 8 olarak. Görülmesi gereken yerler 1,2,3 ve 4. bölgelerde, bu yüzden 5’ten itibaren merkezden uzaklaşmış ve daha çok şehir nüfusunun yaşam alanlarında oluyorsunuz.

Prag’a indiğinizde ilk tavsiyem havaalanından bir harita edinmeniz. Özellikle sokak isimlerinin yer aldığı haritalar işinize çok yarayacak. Daha önce belirttiğim gibi heryere yürüyerek gitmenizi böylelikle ara sokakları da keşfetmenizi öneririm. Bir çok sokakta gizli saklı şirin kafeler var. Buralarda birer mola verip, Prag’ın ünlü biralarından içebilirsiniz.

Otele vardıktan sonra ilk işimiz yemek yiyecek geleneksel bir yerler bulmak oldu. Sonrasında gittiğimiz birçok Prag restoranından çok daha başarılı bir yer olan Bredovski Dvür’ü önereceğim. Otelimizin bulunduğu Wenceslas Meydanı’ndan girilen bir sokakta, sade bahçesi ile çok fazla vaat vermeyen mekanın yemekleri oldukça başarılıydı. Ana yemek ve birkaç bira için kişi başı 400 koruna (Türk Lirası ile ortalama 45 TL) ödüyor ve güler yüzlü garsonlarla vedalaşıyoruz.

  • Bredovski Dvür
    Bredovski Dvür'de ördek sunumu

Prag Turumuza başlıyoruz…

Prag Kalesi ve Çevresi:

Prag Kalesi, şehirde görülmesi gereken en önemli yerlerden biri. Yapacağınız kale ziyareti ile birlikte yakınlarda gezebileceğiniz yerlerden kısaca bahsedelim.

Praha 1 bölgesinde yer alan Prag Kalesi’ne gitmek için Karl Köprüsü’nden (Karluv Most-Charles Bridge) geçmek gerekiyor. Köprünün kendisi de zaten bir nevi tarihi eser. Köprü üzerinde birçok sokak sanatçısı, siz Vltava Nehri’ni ve köprü üzerindeki heykelleri seyrederken keyfinize keyif katıyor. 14. yüzyıldan kalma bu köprünün hemen başında Old Town Bridge Tower olarak adlandırılan yine 14. yüzyıldan kalma gotik tarzda yapılmış şahane bir kule sizi karşılıyor. Köprünün diğer ayağında yer alan Lesser Town Bridge Tower (15.yy) olarak isimlendirilen diğer kulenin altından geçerek Kale yoluna doğru ilerleyebiliyorsunuz.

Köprünün Kale tarafındaki çıkışının hemen yakınında, romanlarının birçoğunda Prag’ı betimleyen ve bir süre Prag’ta yaşayan Franz Kafka’nın Müzesi yer alıyor. Sıradan bir müze gibi bölümlendirilmeyen, kasvetli,  karanlık aslında Kafka’ya uygun tarzda hazırlanmış bir müze burası. Meraklısı iseniz mutlaka uğrayın derim.

  •  Vltava Nehri
    Charles Köprüsü (Charles Bridge)'nden Vltava Nehri..

Kale yolunda karşınıza 18. Yüzyıldan kalma St. Nicholas Kilisesi (St. Nicholas Church) çıkıyor. Barok tarzda yapılmış olan kilisenin müzik aletlerinin Mozart tarafından bile çalındığı yazıyor birçok kaynakta.  Avrupa’nın en iyi Barok tarzı kiliseleri arasında yer alan bu kiliseye, Kale’ye gitmeden önce uğramanızı hatta nefesiniz yeterse kulesine çıkarak Prag manzarasını seyretmenizi öneririm. Kule ile kiliseye giriş kapıları birbirinden farklı ve ayrı ayrı ücret ödemeniz gerekiyor.

  • St. Nicholas Kilisesi
    St. Nicholas Kilisesi

Nihayet Prag Kalesi’ne vardığınızda içeride bulunan St. Vitus Katedrali, St. George Bazilikası, Altın Yol (Golden Lane), Eski Kraliyet Sarayı (Old Royal Palace)’nı ziyaret etmek için öncelikle kombine bilet almanız gerekiyor. Prag Kalesinin içerisinde birçok büyük avlu ve sokak bulunuyor. Bu alanları gezmek için ise bilet almanıza gerek yok.

St. Vitus Katedrali, Prag’da yer alan en büyük ve en önemli katedrallerden biri. Eski Prag krallarının mezarlarının bulunduğu katedralde ayrıca kraliyet hazinesinin bir kısmı saklanıyor. 14. Yüzyılda yapımına başlanmış ancak 20. Yüzyıl başlarında son eklemeleri yapılmış olan kilisedeki şapellerin tamamı dikkat çekse de Aziz Vaclav’a ithaf edilen Vaclav Şapeli ayrı bir öneme sahip. Bu şapelin duvarları mücevherler ve altın yapraklar ile süslenmiş ve şapelin arka kısmında yer alan bir odada Kraliyet Mücevherleri saklanıyor. Müzeye giriş erken sona eriyor, bu yüzden 16.00’dan sonraya kalmamanız önemli.

St. George Bazilikası, 10. Yüzyılda Aziz George adına yapılmış, Prag’ın en eski yapılarından biri.. Günümüzde 19. Yüzyıl Bohem Sanat koleksiyonu sergileniyor..

Eski Kraliyet Sarayı, Bohemya hükümdarlığı’na ev sahipliği yapmış olan sarayın bizce en ilginç yanı, zamanının sütunlarla desteklenmeyen en büyük salonlarından birine sahip olması. Yapının mimarı Benedict Ried, yaptığı bu salon sayesinde şövalye ilan edilmiş. Hatta 17. yy öncesi kraliyet turnuvaları kapsamında mızrak dövüşleri bu salonda yapılırmış, insan atların salon içerisinde koştuğunu hayal edince bir garip hissediyor :)

Altın Yol (Golden Lane), Kale içerisinde yer alan küçük bir sokak aslında. Aldığınız kombine biletiniz ile bu sokağa girebilirsiniz. Yaklaşık 10-11 tane 16. Yüzyıldan kalma tarihi ev bulunuyor. Bu evlerde öncelikle kaleyi korumakla görevli okçular (16.yy), sonrasında ise sokağın ismini aldığı kuyumcular yaşamış (17.yy). Franz Kafka da 1916 yılında bu sokakta yaşamış. Tarihi evler bugün restore edilmiş, o kadar küçükler ki kapının girişinde bir kişinin girebileceği bir alan, evlerden camekan ile ayrılmış. Ayrıca bu sokakta el sanatları ürünleri ve hediyelik eşya butikleri yer alıyor.

  • St. Vitus Katedrali
    St. Vitus Katedrali

Altın Yol’dan çıktığınızda sol tarafta Dalibor Kulesi (Daliborka)’ni göreceksiniz. Hapishane olarak kullanılan bu kule ismini mahkumlardan biri olan Knight Dalibor of Kozojedy’den almış. Hapishanenin ilk mahkumu olan Dalibor, bir keman talep ediyor ve hapishanede kaldığı süre içerisinde keman çalmayı öğreniyor. Çaldığı hüzünlü parçaları Çek vatandaşları dinlemeye geliyor, hatta Dalibor’a yiyecek bile getiriyorlar. Uzun süren mahkumiyetin sonunda Dalibor, Prag Kalesi merdivenlerinde idam ediliyor.  Çok vaktinizi almayacak olan bu kuleyi de Kale’den ayrılmadan önce ziyaret etmenizi öneririm. Biraz geç gittiğimiz için içeride olduğumuzu farketmeyen görevliler bir süre beni de mahkum etti.. Sanırım biraz heyecanlandım :)

Altın Yol’dan çıkış sizi doğrudan nehir kıyısına indiren merdivenlere yönlendiriyor.  Kent merkezi’ne geri dönmeden önce Karl Köprüsü’nün (Charles Bridge) hemen yanından merdivenlerle inebileceğiniz Kampa Adası’nı ziyaret edebilirsiniz.

Old Town ve Çevresi:

Bu bölgede görebileceğiniz yerler birbirine oldukça yakın. Prag’ın ünlü Eski Şehir Meydanı (Old Town Square), Astronomik Saat Kulesi, Jan Hus Anıtı, Eski Şehir Belediye Sarayı, Süslemeli Minute Evi, Tyn Kilisesi (Tyn Church), bu civarda yer alıyor.

Old Town Meydanı, 14. Yüzyıldan beri taç giydirme törenlerinin ve idamların yapıldığı Prag’ın en ünlü meydanı. Yakılarak bu meydanda öldürülen din adamı Jan Hus anısına yapılan Jan Hus Anıtı da bu meydanda bulunuyor. Jan Hus, yaşadığı dönemde kiliseyi eleştiren ve kilise tarafından fikirlerini değiştirmeye zorlanan, bunu reddetmesi nedeniyle idama mahkum edilen bir din düşünürü ve filozof. Adına yapılan anıt ise halkın ekonomik desteği ile 1915’de inşa edilmiş.

Astronomik Saat Kulesi, Old Town meydanında bulunan ünlü yapılardan birtanesi. Saat başı Hz. İsa’nın 12 havarisini simgeleyen kuklaların iki küçük pencerede, bir görünüp bir kaybolması şeklinde gerçekleşen, 1 dakikadan az süren mini gösteriyi izlemek için ciddi bir kalabalık toplanıyor. Bu esnada ceplerinize, çantalarınıza mukayet olun derim. Siz aval aval kuledeki kuklaları görmeye çalışırken, ortalıkta dolanan fırsatçılar canınızı sıkmasın.

  • Tyn Kilisesi (Tyn Church) ve Astronomik Saat Kulesi
    Tyn Kilisesi (Tyn Church) ve Astronomik Saat Kulesi

Bu kulenin üzerinde yer alan figürler ve kuklaların birer anlamı var ancak uzun uzun yazmayacağım, birçok kaynakta bulabilirsiniz. Ancak kule ile ilgili bana ilginç gelen bir hikaye var. Kulenin zamanında bozulduğu ve çok uzun bir süre kimse tarafından tamir edilemediği biliniyor. Saatin yapımı ile birlikte ülkenin ve saati yapan ustanın şöhretinin artığını gören kralın ustanın aynı saati başka bir yerde yapmaması için saat ustasının kör olmasına neden olduğu ve ustanın bu duruma dayanamayıp kendini saatin mekanizmasına atarak hem intihar ettiği hem de kraldan intikamını aldığı söyleniyor.

Astronomik Saat Kulesi’nin birkaç bina bitişiğinde bulunan Minute Evi (Minute House )ise tipik bir Rönesans evi. 1889-1896 yılları arasında Franz Kafka ve ailesi burada yaşamışlar.

Tyn Kilisesi, Prag’ın en bilinen kiliselerinden biri ve Astronomik Saat Kulesi’nin hemen arkasında kalıyor. Hem gündüz hem gece dışarIdan çok etkileyici duruyor. 14.yüzyılda yapımına başlanan ancak 16. Yüzyıl başlarında tamamlanabilen kilisenin dış mimarisi gotik, iç mimarisi ise barok esintileri taşıyor.

New Town ve Çevresi:

Aslında Old Town ve New Town’ın tam olarak nerede başlayıp nerede bittiğini söylemek biraz zor. Ancak Prag’ın en ünlü meydanlarından biri olan Wenceslas Meydanı (Vaclavske Namesti), New Town’ın merkezi denilebilir. Şuanda kültür ve iş merkezlerinin yer aldığı meydan, tarihte birçok önemli olaya ev sahipliği yapmış.

Ortaçağ’da at pazarı olarak kullanılan Wenceslas Meydanı, UNESCO dünya tarih mirası ünvanını taşıyor. Meydanda birçok otel, restaurant, bar, gece kulübü yer alıyor. Prag’da konaklama için biz bu meydanda yer alan Jalta Boutique Otel’i tercih ediyoruz.

IMG_9520

Meydanın üst kısmında iyi kral Aziz Vaclav’ın Anıtı bulunuyor. Anıtın hemen arkasına baktığınızda ise tüm heybetiyle Ulusal Müze (Narodni Museum) size göz kırpıyor olacak. 1890’ların sonunda ulusal bilincin artmasıyla inşa edilen yapının göz alıcı ihtişamına dayanamayıp koşarak merdivenlerini çıkıyoruz ve maalesef acı gerçek ile karşılaşıyoruz. Dışı kadar içerisininde ihtişamını defalarca duyduğumuz müze maalesef 5 yıllık bir restorasyon sürecine girmiş. Ancak restorasyonun 2015 sonu itibariyle tamamlanması planlanıyor, eğer ziyaretiniz bu tarihlerden sonra olacaksa mutlaka uğrayın. Şahsen biz kendi gözlerimizle göremedik ama Google görselleri az da olsa hayal kırıklığımızı gidermeye yetti. Bu arada 2009 yılında müzeye ek olarak yapılan yeni binada ilginç bir sergi sizi bekliyor olacak. Ölüm üzerine kurgulanmış sergide fosillerden, mumyalara, cinayet silahlarından, idam kürsülerine, ayrıca serginin +18 bölümünde uyuşturucu çeşitlerinden, cinsel sapkınlıkları ifade eden çizimlere, fotoğraflara ve içinizi kaldıracak videolara kadar herşey var..

Prag şehir merkezinde ayrıca uğramanızı tavsiye edeceğim diğer yerler; Sex Machine Museum (eski yıllarda kullanılan yaratıcı mekanik aletler sergileniyor), Vltava Nehri kıyısında yer alan cafe-bar’lar, Jindrisska Kulesi (Jindrisska Tower) üst katında yer alan kasvetli restaurantı, Absinth Müzesi (müze kısmı bir duvardan ibaret ancak çeşit çeşit absinth içebileceğiniz bir mekan), Captain Candy (Prag merkezli bir şekerci dükkanı.. Girin, koklayın, bir avuç alın), Manufactura (bira içeren şampuanlar, mojito kokulu  duş jelleri ve kremler satılan bir Prag markası), striptiz kulüpler (kızlı erkekli gidebilirsiniz, en kaliteli striptiz kulüplerden birçoğu Prag’da), HEMINGWAY BAR (özellikle büyük harflerle yazıyorum, 40 sayfalık içki menüsü, absinth kültürü ve şahane kokteyleri ile 2014 yılı dünyanın en iyi 24. barı olarak geçiyor. Çok ferah bir mekan değil, ama içtikçe geçiyor:) rezervasyon yaptırmayı unutmayın.. )  ve Reduta Jazz Club

  • Prag Belediye Sarayı
    Prag Belediye Sarayı..

Biz gitme şansı bulamadık ancak aşağıdaki seçenekleri de gitmeden önce değerlendirmenizi öneririm.

  • Petrin Kulesi (Eiffel Kulesi’nin küçüğü denilebilir, manzarasının muhteşem olduğu söyleniyor)
  • Strahov Manastırı ve Strahov Kütüphanesi
  • Komunizm Müzesi (Comunism Museum)
  • Karel Zeman Müzesi
  • Prag Devlet Tiyatrosu
  • Eski-Yeni Sinagog (Old-New Synagogue)

Prag için 2 gün ayırmak yeterli, bahsettiğimiz tüm yerleri doğru bir planlama ile koşturmadan gezebilir, keyifli molalar verecek zamanı bulabilirsiniz. 3.bir günü ise çevre kasabalara ayırmak isteyebilirsiniz: Karlovy Vary, Kutna Hora, Terezin en popüler kasabalar. Trenle veya otobüsle 1-2 saat süren yolculuklarla yakın çevredeki bu yerleri de gezebilirsiniz.

En popüler kasabası Karlovy Vary olmasına rağmen biz Kutna Hora’ya gitmeyi tercih ediyoruz. Ortaçağ’da Bohemya’nın ikinci en önemli kasabası olan Kutna Hora’da şuanda 20.000 kişi yaşıyor. Sakin ve rahatlatıcı bir havası var kasabanın.  Prag’dan bindiğimiz trenden Kutna Hora’ya giden başka bir trene geçiyor ve kulübe gibi bir istasyonda iniyoruz. Bu kulübe’den bize oldukça kullanışlı, basitleştirilmiş bir harita veriyorlar ve başlıyoruz yürümeye.

Tren istasyonundan yürüyerek 10 dakikalık mesafede Orta Avrupa’nın eski yapılarından bir tanesi olan Cathedral of Our Lady’ ye uğruyoruz. Bu yapının tavan arası gibi bir bölümünü gezmenize müsaade ediyorlar, eski kubbe yapıları ve aralarındaki gizli yolları görebiliyorsunuz. Hemen yakınlarında bu kasabayı seçme nedenlerimizin başında gelen Kemik Kilise’yi (Kostnice Ossuary) ziyaret ediyoruz. Bu yapı yaklaşık 40.000 kişinin kemiklerinden kilise olarak inşa edilmiş. Kutna Hora’nın topraklarını kutsal kabul eden insanlar öldüklerinde burada gömülmek istemişler ancak küçücük kasabaya bu kadar mezarlık dar gelmiş. 14.yy’da çıkan veba salgınında 30.000 kişinin ölümü ile birlikte daha artan mezar kalabalığına bir keşiş son vermiş. Mezarlardan kemikler toplanmış ve yaşamın kıymetini anlatmayı sağlayacak şekilde bu yapının içerisine yığılmış, bina kemiklerle süslenmiş, o zamandan bu yana bir nevi kamu spotu görevi görüyor.

Sonraki durağımız olan St. Barbara Kilisesi ise 14. yy’dan kalma. Diğer kiliselerden çok da ahım şahım bir farkı yok, girişte size yapının tarihini anlatan bir broşür veriliyor. Hangi dilde istediğimiz sorulduğunda biz genelde İngilizce cevabını veriyorduk, ancak son durağımızda Türkçe diyerek şansımızı denedik. Hiç tereddütsüz Türkçe Broşürümüz uzatıldığında ise garip bir mutluluk bizdeki ..:)

  • Kutna Hora
    Kutna Hora sokakları..

Kutna Hora’da birkaç turistik yer daha var ancak biz zamanımızın geri kalanını bu şirin kasabada gezinerek harcamayı tercih ediyoruz. Siz de el yapımı seramik ve gümüş ürünlerinin ağırlıkta olduğu küçük dükkanlarda gezinip, şirin kafelerde Prag’ın yarı fiyatına satılan (2,5 TL civarı) koca koca biralardan içebilirsiniz.

Bu arada Prag yakınlarındaki Terezin kasabası da dünyanın en büyük ikinci Yahudi toplama kampına ev sahipliği yapıyor. Biz varlığını döndükten sonra farkettiğimiz için ziyaret edemedik, merak edenler için güzel bir seçenek..

Prag’ın Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biri olduğunu dürüstçe söyleyebilirim. Henüz gitmeyenler için faydalı olacağını umuyorum.

Şimdiden iyi gezmeler..

Woman!nTouch

18
The following two tabs change content below.

Cansu

Çok okuyan, çok dinleyen ama çabuk unutan Cansu, bu özelliğini annesinden aldı. Kalıcı hafıza edinemediğinden birçok şeyi yazarak kaydetmeyi huy edindi. Ne kadar 1.65 boyuyla inandırıcı gözükmese de yıllarca lisanslı voleybol oynadı. Klasik gitarıyla konservatuvar sınavlarına hazırlanırken “adam gibi meslek edin, müziği hobi olarak yap” baskıları ile Endüstri Mühendisi olmaya karar verdi. Gaza gelip gitarı da sattı. Şimdi yenisini almak için para biriktiriyor. Lisans eğitimini Endüstri Mühendisliği bölümünde tamamladıktan sonra bir süre Yönetim Danışmanlığı firmalarında çalışan Cansu, uzun süredir Bilişim sektöründe kurumsal hayatına devam ediyor. İlgi duyduğu teknoloji, tasarım ve edebiyat konularında konuşma, konuşabileceği insanlarla tanışma fırsatını her zaman bulamayacağı gerçeği ile yüzleştiğinden beri daha çok okuyor, daha çok yazıyor...

2 thoughts on “Masal Şehri: PRAG

  1. Berk can özen dedi ki:

    Çok güzel bir yazı olmuş. Paylaşım için teşekkürler

    1. Cansu dedi ki:

      Yardımcı olduysa ne mutlu. Sizin de önerebileceğiniz yerler olursa paylaşmanız dileğiyle..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir