Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt

Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt“Size bir sır vereyim.

Hep aynı kadın ölecek.

Hep aynı kadın doğuracak.

Hep aynı kadın kaçacak.

Her şey birdir.

Her şey birdir.

Her şey birdir.

O kadın… o aynı kadın… külliyen delidir.”

Delirerek ölenlere ithafen kaleme alınmış, 21 hikaye. Kulağa oldukça ilginç geliyor.

Önce ismi ilgimi çekti kitabın, elime aldığım anda kitaba çarpıldım, hemen aldım ve başladım, bitirdim ve büyülendim. Mine Söğüt’ün kaleme aldığı “Deli Kadın Hikayeleri” kimi zaman tüylerinizi diken diken eden, kimi zaman hayattan bir kesit dedirten, yer yer de canınızı acıtan 21 tane birbirinden etkileyici öyküden oluşuyor.

“Size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım.

Sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten

şeylerden ibaret,

doğurmaya mahkum,

çocuklarını kaybetmekle mühürlü,

yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım.

İçlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların

delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden

bakacağım.

O pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım.”

İşte bu satırlarla başlıyor kitap. Her öyküye bu şekilde dizeler öncü oluyor. Isındırıyor bir nevi, öyküyü okuduğunuzda hissettiklerinizi daha da pekiştiren çizimlerle kapanıyor öykü. Çizimler Mine Söğüt’ün eşi ressam ve karikatürist Bahadır Baruter’e ait. (Kendisi Lombak, L-manyak, Penguen dergilerinin kurucularındandır.) Çizimler o kadar başarılı ki siziResim: Bahadır Baruter (Deli Kadın Hikayeleri) rahatsız etmeyi başarıyor. Öyküyü okuduğunuzda hissettiğiniz acı, endişe, rahatsızlık sayfayı çevirip görselliğe daldığınızda ikiye katlanıyor.

Tam bir başucu kitabı. Bir oturuşta okumak yerine, her öyküyü tane tane sindirmeyi, bir durmayı gerektiriyor “Deli Kadın Hikayeleri”. Ama gevşetmez sizi, aksine gerer rahatsız eder. Neden mi? Çünkü anlatılan her bir hikaye hayatın çok içinden. Durup düşündüğünüzde çözümleyemeyeceğiniz duygular bırakır zihninizde, kalbinizde.

21 hikayenin her biri farklı bir toplumsal olguyu konu alıyor. Ama alt metinde kadın olmanın zorluğunu iliklerine kadar yaşayan hayatlar ortak nokta oluyor hikayelerde.

En çok beğendiğim hikayelerden birisinden “Aşkı Hikaye Yapan İmkansızlık Değil midir Anneanne?” den bir alıntıyla son veriyim yazıma.

Resim: Bahadır Baruter (Deli Kadın Hikayeleri)Toprak parmaklarının arasında ufalanıp yok oluyor. Dokunuşları asit gibi yeri eritiyor. Mezar artık mezar değil bir kara delik. İçinde ne annem, ne babam, ne kuyruksuz bir köpek. İçinde ben ve anneannem. Birbirimize sarılmış yatıyoruz. Başımız deniz tarafında, ayaklarımız kara. Ayaklarımızın ucunda tırmanılamayacak kadar yüksek ve uzak tepeler. Biz ne kadar zenginsek, oradakiler o kadar yoksul. Biz ne kadar korkuyorsak, oradakiler o kadar saldırgan. Deniz kıyısında doğan annem ne kadar güzelse, tepelerde büyüyen babam o kadar öfkeli.

Babama, annemin onu gerçekten sevmesinin imkansız olduğunu sen mi söylemiştin anneanne? Kalpler tepelerden kıyılara yuvarlanır ama kıyılardan tepelere tırmanamaz mı demiştin? Babamı annemin onu sevmediğine inandıran sen miydin?İkisini de aslında sen mi öldürdün?

Aşkı hikaye yapan imkansızlıktır değil mi anneanne?

Keyifli okumalar…

Woman!nTouch

Kitap Künye:

Kitap adı: Deli Kadın Hikayeleri

Yazar: Mine Söğüt

Yayın evi: Yapı Kredi Yayınları

Basım yılı: 2011

Sayfa Sayısı: 176

Goodreads Puanı: 4,12

 

9

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

The following two tabs change content below.

Nil

Küçük yaşlarda basketbol oynayarak başladı hayatına. Profesyonel olarak yıllarca top peşinden koştu Nil. Spor tutkusunun yanısıra kitapları, kalemleri, seyahat ettiği yerlerden biriktirdiği şeyleri her yaşına eşlik etti. Amatör olarak fotoğraf çekmekten, yeni yerler görüp yeni şeyler keşfetmekten keyif alan Nil, teknoloji ve tasarım konularına olan merakını hiç kaybetmedi. Kendini geliştirmek en büyük tutkusu. Bu aralar ise yogini olma yolunda. Lisans eğitimini Endüstri Mühendisliği bölümünde tamamladıktan sonra 1,5 yılını Amerika'da geçiren Nil, ardından Türkiye'ye dönerek İstanbul'da tanıştı kurumsal hayatla. İstanbul'da geçen 2 yılın ardından kürkçü dükkanı Ankara'ya geri döndü. "Yazılım Yönetimi" üzerine yüksek lisansını tamamlayan Nil'in en büyük hayallerinden biri teknoloji bloğu kurmak, kadın gözünden teknolojiyi kaleme alabilmekti. Ve hayalini arkadaşlarıyla paylaştığı bu bloğun fikir anası ve kurucusu..

Latest posts by Nil (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir