Amsterdam Seyahati

Amsterdam, Hollanda’nın başkenti olup , aynı zamanda ülkenin en önemli ticaret, bankacılık endüstri ve turizm merkezi Rotterdam’dan sonra en büyük limanıdır. Gezdiğim, gördüğüm onca yer arasında, hala nereye gitsek sorusuna verdiğim cevap ‘Amsterdam’ oluyor. Kanalları, müthiş düzenli mimarisi ve hareketli hayatı ile Amsterdam’ın, sizlerinde kalbinde kocaman bir yere sahip olacağına eminim.

 

Amsterdam’a Nasıl Gidilir

Türkiye’den direk gitmek istiyorsanız, bir çok havayolunu tercih edebilirsiniz. Ankara’dan sezon dışında direk uçuş yok, ancak Antalya’dan KLM hava yolları ile, uygun fiyata uçabilirsiniz. İstanbul için zaten seçenekler oldukça artacaktır. Schiphol Havaalanı hedef noktanız olmalı.

Eğer ki Avrupa seyahatinize bir de Amsterdam’ı ekleyelim diyorsanız, Almanya, Belçika ve Paris’ten (sadece bunları tecrübe ettim), trenle oldukça konforlu gidebilirsiniz. Bilet fiyatları yaklaşık, 40-120 Euro arasında değişmektedir. Bu fiyat, seçtiğiniz trenin hızına, aktarmasız oluşuna ve vagon sınıfına göre değişmektedir.

Amsterdam’da Nerede Kalınır

Amsterdam’da tecrübe ettiğim üzere, merkeze yakın bir yerde kalmak oldukça avantajlı olacaktır. İlk Amsterdam seyahatimde, merkeze oldukça uzak bir otelde (sadece fiyatı uygun olduğu için) konaklamıştım. Lakin, gece hayatı hareketli olan bu şehirde, geç saatte otele dönmek işkenceye dönüşüyor. O yüzden, şiddetle Dam Meydanına yakın bir yerlerde konaklamanızı tavsiye ediyorum. Kraliyet sarayının hemen yanında bulunan Swiss Hotel, fiyat açısından sizi çok zorlamayacaksa doğru bir tercih olacaktır. Ama derseniz ki biz kalabalık gidiyoruz, ev tutalım o zaman yine merkeze yakın bir yerlerde bulmanızı öneriyorum. Örneğin, Rembrandt Meydanı güzel bir seçim olacaktır. Ev anlamında Air BNB size yardımcı olacaktır. Yalnız bu siteyi kullanırken, ev sahiplerinin kendi e-maillerini vermemiş olmasına dikkat etmeniz gerekiyor. Onlarla sadece site üzerinden iletişime geçmeniz öneriliyor. Aksi halde, gerçek olmayan evler ve gerçek olmayan ev sahipleriyle uğraşmak durumunda kalabilirsiniz.

Amsterdam’da Gezilecek Yerler

Amsterdam’da geçirilecek vakit her ne kadar bana yetmese de, turistik bir gezi için 3 gün yeterli olacaktır. Görmeniz gereken yerleri şöyle bir özetleyecek olursak;

Amsterdam Kanalları

Şehre iner inmez zaten çevrenizde sürekli göreceğiniz gibi, Amsterdam demek kanal demek. Hatta şöyle değişik bir bilgiyi sizlerle paylaşmak isterim. Amsterdam’da Venedikten daha fazla kanal bulunuyor. Kentte, 70 ada, bu adaları bölen 50’yi aşkın kanal ve bu kanalları birbirine bağlayan yaklaşık 500 köprü bulunmaktadır.

Tüm Amsterdam, uzun tahta kütükler üzerine oturtulmuştur. Kanalların etrafında gördüğümüz evler, aslında tahta kütüklerden yapılan iskelenin oluşturduğu adaların üzerine inşa edilmiştir. Bu adalar birbirlerine köprülerle bağlanmakta ve böylece işte o muhteşem kanallar şehri Amsterdam oluşmaktadır.

Şehrin kanallarını, diğer yerlere gitmek için zaten yürüyerek göreceksiniz. Meydana yakın geniş kanallardan ziyade, şehrin derinlerine doğru göreceğiniz dar kanallar çok daha etkileyici olacaktır. Ancak, şehrin mimarisini ve kanalları fazlasıyla yaşamak için, bot turunu es geçmemeniz gerekiyor. Havanın güzel olduğu bir günü tercih etmek yararınıza olacaktır. Hatta eğer güneşli bir gün ise açık botlarla turunuza çıkın. Böylelikle çevreyi daha derinden keşfedebilirsiniz. Bot turları, Amsterdam Central Station yakınlarında çoğunlukta. Burada, 10 Euro’dan başlayan fiyatlarla bota binebilirsiniz. Daha da abartmak isterseniz, akşam yemeği ve şehir gezisini içeren turlarda mevcut. Ama benim önerim, eğer kalabalık bir ekipseniz özel bir bot turu ayarlamanız olacaktır. 10-15 kişinin binebileceği botlarda, size özel kaptan (aynı zamanda rehberiniz) ile birlikte şehrin detaylarını daha iyi anlayabilirsiniz. Böyle bir turun fiyatı yaklaşık 200-250 Euro olacaktır.

Yukarıdakilere ek olarak, bot turu şehrin mimarisini incelemeniz açısından da çok önemli. Şehrin sokakları dar ve binalar bitişik olduğu için, yürürken mimari yapıları inceleyemiyorsunuz. Ancak bot ile, her bir detayı görebilir, bilgi sahibi olabilirsiniz.

Dam Meydanı

Su bendi anlamına gelen ‘Dam’, Amsterdam’ın en önemli ve hareketli noktalarındandır. 12. Yüzyılda balıkçı köyü olarak Amstel Irmağının kıyısına kurulan su bendinden almaktadır adını Amsterdam.

Bu meydan bir nevi buluşma noktasıdır. Gideceğiniz her yöne buradan açılabilirsiniz. Aynı zamanda, Kraliyet Sarayı, Madame Tussauds gibi yapıların da hemen yanında bulunduğu meydandır.

Kraliyet Sarayı ( Koninklijk Paleis )

1655 yılında, Belediye Binası olarak açılan bu yapı, şimdilerde Kraliyet Sarayı olarak hizmet veriyor. Dam meydanının hemen karşısında olan bu yapı, özellikle hava karardığında heybetli görüntüsü ile sizleri büyüleyecek.

Gün içinde gideceğiniz yerlere ulaşmak için birçok kez önünden geçeceğiniz bu yapı ile şöyle güzel bir fotoğraf çektirmeyi unutmayın.

Rembrandt Meydanı

Adını ünlü ressam Rembrandt Van Rijn’den alan bu meydan şehrin en keyifli yerlerinden biri. Akşam üstü insanların içkilerini alıp vakit geçirebileceği, aynı zamanda ünlü mekanların da bulunduğu bu meydanı görmeden geçmemeniz gerekiyor. Rembrandtplein olarak geçen bu meydana 4,9,14 numaralı tramvay ile oldukça kolay ulaşabilirsiniz. Hava güzel ve ayağınızda rahat ayakkabılarınız var ise yürümenizi öneririm, çünkü meydana kadar alacağınız yolda güzel alışveriş noktaları ile karşılaşacaksınız. Bir akşam yemeğinizi meydanda yemenizi ve karanlıkta ışıklandırılmış bu muhteşem meydanı da görmenizi isterim.

Red Light District

Türkçe olarak Kırmızı Fener Mahallesi adıyla geçmektedir. Amsterdam’ın bu kadar ünlü olmasındaki en önemli yerlerden biridir. Alışılmadık bir konseptle, kırmızı ışıklı cam vitrinlerin arkasında, seksi kıyafetlerle hayat kadınları müşterilerini beklerler. Dar sokaklardan oluşan ve her bir sokağın kanala çıktığı bu caddede güzel kadınların arasından yürüyerek keyifli anlar yaşayabilirsiniz. Kanalın kenarlarındaki barlarda ve coffee shoplarda da vakit geçirmek oldukça keyifli olacaktır.

I amsterdam Sign

Museumplein de bulunan bu yazı, malumunuz herkesin önünde fotoğraf çektirip sosyal medyada gururla paylaştığı Amsterdam’ın en ünlü simgelerinden biridir. Güzel bir meydanda, kocaman harflerle yazılmış bu sembolü görmeye gittiğinizde, eğer hava da güzelse meydanda keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Vondelpark

Amsterdam’ın şüphesiz en popüler parkı olan Vondelpark, turistlerin yoğunlukla ziyaret ettiği yerlerin de başında geliyor. 470.000 m2 büyüklüğündeki bu park, ağaçları, çimenleri, gölleri, oyun alanları ile de tercih sebebi oluyor. Turistlerin yanı sıra, güneşe hasret Hollandalılar da güneşlenmek için bu parka oldukça sık uğruyorlar. Bu park, Hollandalı şair Joost van del Vondel ‘in vefatından sonra Vondelpark adını almıştır. 1865 yılında halka açılan bu park, 1996 yılında da “Toplum Anıtı” olarak duyurulmuştur. Eğer Amsterdamdaysanız, hava da güneşli ve hafiften de esintiliyse, alın içeceklerinizi ve yayılın çimlere. Benim mantığımla, her müze görülmese de keyfini çıkarmak lazım bir şehrin, yaşamak lazım o şehri…

Bloemenmarkt 

Türkçe adı ile “Çiçek Pazarı” Amsterdam’ın bir diğer turist yoğunluğu yaşandığı bölgesidir. Amstel Nehri üzerinde, zamanında bahçıvanların tekne ile gelip çiçekleri sattıkları bu noktada, artık tekneler sabitlenmiş durumda. Son zamanlarda, artan turist yoğunluğu sebebi ile, çiçek hariç turistik hediyelikler de satın alabileceğiniz ve aynı zamanda güzel kokuların arasında yürüyüş yapabileceğiniz bir yer haline gelmiştir. Dünyada yüzen tek pazar olması da ilgi yoğunluğunu arttırmaktadır. Bu pazarda, evinize götürebileceğiniz şekilde lale fidanları başta olmak üzere bazı bitkilerin fidanları da satılmaktadır. Ancak ben onca uğraşıma rağmen, evimde yetiştiremedim. Hep fidan olarak kaldı, denemesi size kalmış.

Woman!nTouch

 

11

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

The following two tabs change content below.

Gizem

Geçmiş geçmiştir hep Gizem için, hiç sevmedi tarihi zaten. Keyif aldığı konularda ise her zaman abartmayı sevdi. Deniz en büyük tutkusu, en büyük hayali teknede yaşamak günün birinde, çok geç olmadan... Tekne seven adam, müzik enstrümanlarını da sever elbet, tabi okumayı da. Seyahat etmek ise asıl amaç... Derken, hayatı keyif aldığı insanlarla, keyif aldığı şeyler yaparak devam ediyor. Eğitim hayatına Fizik Bölümü ile başlayan ama Endüstri Mühendisi olarak tamamlayan Gizem'in aslında ruhunda hep bir kararsızlık vardı. İnsanlarla kurduğu ilişkiler ve iletişim yeteneklerini en iyi kullanabildiği satış ile başladığı kurumsal yaşantısına inşaat sektöründe iş geliştirme alanında devam ediyor. Günün birinde bir kitap yazmak istiyordu Gizem ve hala yapamamışken, blog fikri tam da Gizem'e uygun bir şeydi. Gevezeliğini yazarak örtbas etmeye çalışıyor ve bundan adeta " Tekne'de Kerahat Vakti" kadar keyif alıyor...

Latest posts by Gizem (see all)

One thought on “Amsterdam Seyahati

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir